“Hak Temelli Eğitimin Savunucusu”
Hayatın İçinde Hayat Bulan Hikâyeler’in bu haftaki konuğu, yıllarını eğitime, çocuklara ve toplumsal farkındalığa adamış bir isim: Mustafa Özhür. Eğitimci kimliği, çocuk hakları alanındaki öncü çalışmaları ve insana dokunan yaklaşımıyla tanınan Özhür, öğretmenliğin yalnızca sınıf ortamıyla sınırlı olmadığını; hayatın her alanına temas eden bir sorumluluk alanı olduğunu ortaya koyan isimlerden biri olarak öne çıkıyor.
Eğitimde hak temelli yaklaşımın güçlenmesi, çocukların daha bilinçli ve güvenli ortamlarda yetişmesi için verdiği emekle dikkat çeken Mustafa Hoca, görev yaptığı dönem boyunca çocuk hakları konusunda yürütülen farkındalık çalışmalarında da aktif rol üstlenmiştir.
İki evlat babası olması ise onun çocuklara bakışını yalnızca mesleki değil, aynı zamanda insani bir derinlikle beslemektedir. Görev süresi boyunca çocukların sesi olmayı sürdüren Özhür, bugün de edindiği birikim ve deneyimle çocuk hakları ve eğitim alanındaki duyarlılığını koruyan isimlerden biri olarak anılmaktadır. Eğitimin dönüştürücü gücünü hayatının merkezine alan Özhür, toplumsal farkındalık açısından önemli bir değer olarak görülmektedir.
Onun hikâyesi emek, duyarlılık , özveri ile harmanlanmış ilham veren bir hayat hikâyesidir.

1.Eğitim yolculuğunuzda çocuk hakları alanına yönelmenize neden olan hikâyeyi sizden dinleyebilir miyiz?
Ülkelerin geleceği çocuklarımızdır. Onların kaliteli, nitelikli ve bilimsel eğitim anlayışı ile yetişmesinde biz eğitimcilerin rolü büyüktür. Nasıl bir toplum istediğimizi ortaya koyarken, doğal olarak nasıl bir birey sorusu ile karşılaşıyoruz. Bireyi ve en önemlisi körpe beyinleri şekillendirirken, sevgi, saygı ve adalet olgusunu ön plana almak zorundayız.
Sevgi, saygı ve adalet, sağlıklı ve huzurlu bir toplumun temel taşlarıdır. Eğitimciler olarak bizler, bu kavramları önümüze koyarak minik yavrularımıza yol verme yanında onların özgürlükçü ve sorgulayıcı bireyler olarak topluma kazandırılmasını da hadeflemekteyiz. İşte bu noktada çocuk hakları devreye giriyor.

Dünyamızdaki tüm bireylerin 18 yaşından küçükken sahip olduğu; yaşama, barınma, eğitim, sağlık, fiziksel ve psikolojik sömürüye karşı korunma gibi doğuştan gelen evrensel temel haklarının olduğunu bilmekteyiz. Bizler çocuklarımıza bunları aktarmak ve haklarına sahip çıkmalarını sağlamakla yükümlü olduğumuza inanmaktayım. Bu yolda da büyük mücadeleler vererek okullarımızda aktif görevler üstlenen eğitimcilerin sayısının artması düşüncesindeyim.
Çocuk haklarında profesyonel çalışmalara katılmaktaki amacım, hakların özümsenmesi ve ülkelerin geleceği olan yavrularımızın, hem bu hakların savunucuları hem de toplumların sağlıklı geleceğe ulaşmasında önemli rolleri olacağına inancımdandır.

2.Hem öğretmen hem de iki evlat babası olarak, günümüz çocuklarının en çok hangi konuda desteğe ve anlaşılmaya ihtiyaç duyduğunu düşünüyorsunuz?
Kesinlikle sevgi, saygı ve adalet. Sevgi insanları yakınlaştırır, saygı ilişkileri dengeler, adalet ise huzuru kalıcı kılar. Günümüzde yavrularımızın en başta anne-baba ve kardeş sevgisine ihtiyaçları olduğunu gözlemliyorum. Bunu bütünleyecek öğretmen sevgisi de o bireyi başarılı, sağlıklı ve mutlu bir toplum parçası haline getirecektir. Çocuklarımızı sevmeli, onlara güvenmeli ve dinlemeliyiz. Başarı, yarışmacı sınavlarda alınan yüksek puanlar değildir. Başarı, mutlu ve sağlıklı bir kişilikle yaşamın içerisinde yer alabilmektir. Çocuklarımıza güvenmeli, demokratik ortamlarda büyümelerine imkan tanımalı ve onlarla birlikte zaman geçirmeliyiz.

3.Eğitim ve toplumsal çalışmalar içindeki tecrübeleriniz doğrultusunda, genç öğretmenlere ve ailelere vermek istediğiniz en önemli mesaj nedir?
Bir eğitimci sorgular, yol gösterir ve adaletli bir süreç içerisinde rol olur. Yıllarca sendikal yaşamım, antrenörlük, yazarlık ve öğretmenlik süreçlerimde her zaman, körpe beyinleri toplumun istediği birey tipine ulaştırmak için mücadele verdim. Aile, öğretmen ve öğrenci üçgeninin bireysel değil, toplumsal kazanımlar doğrultusunda laik ve demokratik anlayışla çalışması için uğraş verdim. Tüm ailelerimiz ve genç öğretmenlerimizden beklediğim, ben değil biz mantalitesiyle yavrularımızı yetiştirmeleri ve topluma kaliteli bireyler kazandırmalarıdır.
Toplum için çok önemli içeriklere imza atan sizlere de bu platformu yarattığınız ve görüşlerimize yer verdiğiniz için çok teşekkür ederim.
Mustafa Özhür’ün Sözüyle “Ülkemizde ve dünyada barış istiyorsak, öncelikle herkesin, adalet için çalışması gerekir.”



















