Nefise Düşünür Özel Röportaj Hayatın İçinde Hayat Bulan Hikâyeler: Dr. Nuray Yeşiladalı Sağlıkta İz Bırakan Bir Öncü

featured
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Hayatın İçinde Hayat Bulan Hikâyeler

Dr. Nuray Yeşiladalı: Sağlıkta İz Bırakan Bir Öncü

Bazı insanlar yalnızca mesleklerini icra etmez; toplumun geleceğine yön veren kalıcı izler bırakır. Dr. Nuray Yeşiladalı da Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde sağlık alanında yürüttüğü çalışmalarla, özellikle talasemiyle mücadelede attığı öncü adımlarla adını tarihe yazdıran isimdir.

KKTC’de Talasemilileri Koruma Derneği’nin kurucusu olan Yeşiladalı, talasemiyle mücadelede yalnızca bir hekim olarak değil, bir fikir öncüsü ve değişimin mimarı olarak da öne çıktı. Evlilik öncesi talasemi taşıyıcılık testlerinin zorunlu hale gelmesini sağlayan yasanın fikir annesi olan Yeşiladalı, hukukçu Taner Erginel ile birlikte yıllar süren kararlı bir mücadele yürüttü. Bu çalışmalar sayesinde KKTC, bugün talaseminin önlenmesinde uluslararası düzeyde örnek gösterilen ülkelerden biri haline geldi.

Hayatın içinde hayat bulan bazı hikâyeler vardır; insanlara yalnızca şifa değil, umut da bırakır. Dr. Nuray Yeşiladalı’nın hikâyesi de tam olarak böyle bir yolculuğun hikâyesidir.

Talasemiyle mücadele sürecinde sizi en çok etkileyen ve “Bu alanda mutlaka mücadele etmeliyim” dediğiniz an neydi?

Talasemiyle mücadele etmeye karar vermeme neden olan birçok olay yaşadım. Ancak bunlardan biri benim için dönüm noktası oldu.

1977 yılında İngiltere’de yaşayan ablamı ziyaret ettiğimde, üç sağlıklı çocuğundan sonra talasemi majörlü doğan oğlu Cem’in yaşadığı zorluklara yakından tanıklık ettim. Kan alma günlerinde çektiği acıları, ağlayışlarını ve ailesinin yaşadığı çaresizliği görmek beni derinden etkiledi.

Bir gün çocuğun tedavisini yürüten Profesör Eric Stroud ile konuşurken bize çocuk sahibi olup olmadığımızı sordu. Henüz çocuğumuz olmadığını ancak istediğimizi söyledik. Bunun üzerine taşıyıcılık testi yaptırıp yaptırmadığımızı sordu. O yıllarda ne Kıbrıs’ta ne de Türkiye’de böyle bir uygulama yaygın değildi.

Test yaptırdık ve yaklaşık bir hafta sonra sonuçları öğrenmek üzere yeniden hastaneye gittik. Profesör bize ikimizin de talasemi taşıyıcısı olduğunu söyledi. O dönemde doğum öncesi tanı yöntemleri henüz uygulanmadığı için kesinlikle çocuk sahibi olmayın dedi.

Bu haber beni çok sarstı. Anne olma hayalleri kuran genç bir kadın olarak günlerce bunun etkisinden çıkamadım. Ancak zamanla bu duyguyu bir mücadele gücüne dönüştürdüm.

Dönüş yolunda şunu düşündüm: Biz, altında mayınlar bulunan yemyeşil bir tarlaya girmek üzereydik. Taşıyıcı olduğumuzu bilmeden ilerleseydik hem kendi hayatımızı hem de doğacak çocuğumuzun hayatını büyük bir felakete sürükleyebilirdik.

İşte o gün, insanların aynı acıları yaşamaması için mücadele etmeye karar verdim ve Talasemilileri Koruma Derneği’nin temelleri atılmış oldu.

KKTC’nin talasemi konusunda dünyada örnek gösterilen bir noktaya gelmesinde sizce en büyük kırılma noktaları nelerdi?

Bana göre iki önemli dönüm noktası vardı.

Birincisi, evlilik öncesi talasemi taşıyıcılık testlerini zorunlu hale getiren yasanın çıkarılmasıydı.

İkincisi ise Dünya Sağlık Örgütü ile kurduğumuz temas sonucunda onların desteğini almayı başarmamızdı. Dünya Sağlık Örgütü’nün katkılarıyla sağlık altyapısı güçlendirildi, modern laboratuvarlar kuruldu, kan bankaları geliştirildi, doğum öncesi tanı merkezi oluşturuldu ve ultrasonografi hizmetleri yaygınlaştırıldı. Bu mücadelenin bir güzel neticesi de adaya ultrasound tekniklerinin gelmesidir. Dünya Sağlık örgütü bursuyla Londra’da ultrasound eğitimi aldıktan sonra 1981 de adaya döndüm 1992 yılına kadar 12 yıl tek hekim olarak bu hizmeti yürüttüm.

Bu çalışmalar yalnızca talasemiyle mücadeleyi güçlendirmekle kalmadı; KKTC sağlık sisteminin modernleşmesine de önemli katkılar sağladı.

Bugün talaseminin büyük ölçüde önlenmiş olmasında yasa, farkındalık çalışmaları ve uluslararası iş birlikleri belirleyici rol oynadı.

Yıllar boyunca sağlık alanında topluma dokunan biri olarak, bugün genç sağlık çalışanlarına ve yeni nesillere vermek istediğiniz en önemli mesaj nedir?

Ben bütün bu çalışmaları büyük bir inanç ve azimle yürüttüm.O yıllarda internet yoktu, cep telefonları yoktu, elektronik posta yoktu. Dünya Sağlık Örgütü ile mektupla iletişim kuruyor, yanıt almak için aylarca bekliyorduk. Broşürleri kendi imkânlarımızla hazırlıyor, tek tek dağıtarak toplumu bilinçlendirmeye çalışıyorduk. Buna rağmen vazgeçmedik ve sonunda başardık. Bugünün gençleri ise çok daha büyük imkânlara sahip. Bir düğmeye basarak dünyanın herhangi bir yerindeki kurumla iletişim kurabiliyorlar.Bu nedenle gençlere en önemli tavsiyem şudur:

Hiçbir zaman yılmayın. İnandığınız bir hedef varsa onun peşinden kararlılıkla gidin. İnsanların olumsuz sözleri sizi durdurmasın. Toplum için faydalı olacak bir işe mutlaka katkı koyun. Bir gün mutlaka başaracaksınız.

 

Dr. Nuray Yeşiladalı’nın Mesajı

 

“İnandığınız bir şey için mücadele etmekten asla vazgeçmeyin.”

 

 

Nefise Düşünür Özel Röportaj Hayatın İçinde Hayat Bulan Hikâyeler: Dr. Nuray Yeşiladalı Sağlıkta İz Bırakan Bir Öncü
Bizi Takip Edin
Uygulamayı Yükle

Uygulamamızı yükleyerek içeriklerimize daha hızlı ve kolay erişim sağlayabilirsiniz.