Son yıllarda bayram hazırlıklarına hep “Nerede o eski bayramlar” diye başlıyoruz.
Çocukluğumuzdaki o heyecan sanki artık yok.
Örf ve adetlerimiz, geleneklerimiz hala var ama onlara sımsıkı sarılanlarımız gittikçe azalıyor. Bayram alışverişleri, mezarlık ziyaretleri, bayram sabahı giyilen yeni kıyafetler… Kapıyı çalıp el öpmeye gelen komşu çocukları, geniş ailelerde kapı kapı yapılan bayram ziyaretleri… Geceleri kurulan bayram eğlenceleri…Çağlayandaki bayram yerini hiç unutmam mesela ve o günleri çok özlerim. Bugün ise teknoloji çağının hızına, ekonomik zorluklara ve yanı başımızda süren savaşların acısına tanıklık ediyoruz. Her gün ekranlarda gördüğümüz kayıplar, özellikle çocukların acısını, ölümlerini görmek içimizi yakıyor. Bu yüzden bayramlar biraz buruk geçiyor.
Ama hayat, tüm zorluklara rağmen yaşanmaya devam ediyor. Kaybettiklerimizle, hastanelerde mücadele eden, hayata tutunmaya çalışan sevdiklerimizle, kapımızın önündeki ateşle sınanıyoruz. Hepimizin yüreğinde bir yangın var mutlaka! Yine de hayatımızda olanlara sarılmayı unutmamalıyız. İhmal etmemeliyiz. Öfkelere yenilip kalp kırmamak, yanlış anlaşılmaların duvarlarını büyütmemek gerekiyor. Çünkü hiçbir şeyin değeri sağlıklı ve huzurlu yaşamaktan daha değerli değil. Bunu yaşadıkça ve zaman geçtikçe daha iyi anlıyor insan.
Gelin bu bayram hayatta olanlarla, sevdiklerimizle, çocuklarımızla, büyüklerimizle kucaklaşalım. Acılara rağmen birbirimizi görmezden gelmeyelim. Hayatın kıymetini bilelim ve bayramlaşalım. “Nerede o eski bayramlar” yazımın sonunda herkese sağlıklı mutlu bir bayram diliyorum.

























