Necati Özsoy yazdı: ”Dünya Kupası başlamadan Favorim İspanya’ydı”

featured
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Dünya Kupası Başlamadan Favorim İspanya’ydı

2026 FIFA Dünya Kupası başlamadan önce gerek sosyal medya paylaşımlarımda gerekse katıldığım televizyon programlarında şampiyonluk favorimin İspanya olduğunu açıkça ifade etmiştim.

Bunun temel nedeni yalnızca oyuncu kalitesi değildi. Son yıllarda yeniden inşa edilen oyun anlayışı, genç yeteneklerle tecrübeli isimlerin uyumu İspanya’yı bana göre kupanın en güçlü adayı haline getiriyordu.

İspanya’ya olan ilgimin temelinde aslında 2000’li yıllardaki Barcelona sevgim yatıyor. O dönemde Barcelona’nın sahaya yansıttığı futbol felsefesi, pas oyunu, topa sahip olma anlayışı ve yetiştirdiği özel jenerasyon, futbolseverler için unutulmaz bir dönem oluşturdu. Başta Xavi Hernández, Andrés Iniesta, Sergio Busquets gibi isimlerin yanı sıra, Barcelona’nın oyun kültürünü benimseyen birçok futbolcunun aynı zamanda İspanya Milli Takımı’nın da temelini oluşturması, bu iki takımı benim gözümde her zaman özel bir yere taşıdı.

Barcelona’nın kulüp düzeyinde yakaladığı başarılarla İspanya Milli Takımı’nın 2008 Avrupa Şampiyonası, 2010 Dünya Kupası ve 2012 Avrupa Şampiyonası zaferleri arasında güçlü bir bağ vardı. Aynı futbol anlayışının hem kulüp hem de milli takım seviyesinde başarıya dönüşmesi, futbol tarihindeki en etkileyici örneklerden biri olarak hafızalarda kaldı.

Bu nedenle İspanya, yıllar boyunca benim için sadece bir milli takım değil, aynı zamanda izlemekten keyif aldığım bir futbol kültürünün temsilcisi oldu. 2026 Dünya Kupası öncesinde favorim olarak İspanya’yı göstermemde, geçmişten gelen bu futbol anlayışının ve yeni jenerasyonun birleşmesinin büyük payı vardı.

Bu Dünya Kupası, futbol tarihinde ayrı bir yere sahipti. İlk kez 48 takımın mücadele ettiği organizasyon, turnuvaya farklı bir dinamizm kazandırdı. Su molalarının 2 devrede 3’er dakika yaşanması fazla eleştirilse de oyun kalitesine olumsuz etki yapmadı.  Daha fazla takım, daha fazla maç ve daha fazla sürpriz ihtimali, şampiyonluk yarışını geçmiş turnuvalara göre çok daha zorlu hale getirdi. Nitekim sürprizleri de gördük.

Böylesine geniş katılımlı bir Dünya Kupası’nda favori göstermek kolay değildi. Ancak tüm bu belirsizliklere rağmen tercihim değişmedi.

Turnuva boyunca İspanya, beklentileri boşa çıkarmadı. Topa hükmeden oyun anlayışı, doğru saha içi organizasyonu, genç oyuncuların cesareti ve teknik ekibin stratejik hamleleri, onları adım adım finale taşıdı. Özellikle kritik maçlarda ortaya koydukları disiplin ve oyun aklı, neden turnuvanın en güçlü takımlarından biri olduklarını bir kez daha gösterdi.

Genç yıldızlar Lamine Yamal, Nico Williams, Pedri ve Rodri gibi oyuncuların yükselişiyle takım yeniden dünyanın en güçlü kadrolarından biri haline geldi.

Finalin ardından kupanın sahibi İspanya olduğunda, turnuva öncesinde yaptığım değerlendirmenin karşılığını görmek benim adıma ayrıca anlamlıydı. Futbolda elbette kesin doğrular yoktur; ancak doğru analiz ve oyun gelişimini takip etmek, sağlıklı öngörüler yapabilmenin en önemli anahtarıdır.

2026 Dünya Kupası, hem format değişikliğiyle futbol tarihine geçti hem de İspanya’nın yeniden dünya futbolunun zirvesine çıktığı bir organizasyon olarak hafızalarda yer etti. Turnuva başlamadan önce şampiyonluk için işaret ettiğim takımın kupaya uzanması ise, benim açımdan isabetli bir futbol analizinin somut karşılığı oldu.

 

Necati Özsoy yazdı: ”Dünya Kupası başlamadan Favorim İspanya’ydı”
Bizi Takip Edin
Uygulamayı Yükle

Uygulamamızı yükleyerek içeriklerimize daha hızlı ve kolay erişim sağlayabilirsiniz.