İnsan Hakları ve Eşitlik Sekreteri Sevgi Erhalaç, Dayanışma Evi’nde düzenlenen **“Sol ve Kıbrıs Sorunu – 7. Yıllık Konferans”**ta KTÖS adına konuşma yaptı.
“Artan Küresel Barbarlık Koşullarında Kıbrıs’ta Yaşam Standartlarının Düşmesi ve Derinleşen Eşitsizlikler” başlıklı bir sunum gerçekleştiren Erhalaç, küresel ölçekte artan savaşlar, otoriterleşme ve ekonomik krizlerin Kıbrıs’ın kuzeyinde de derin toplumsal etkiler yarattığını belirtti.
“Küresel barbarlık yeni bir norm haline geldi”
Erhalaç, dünyanın savaşlar, otoriter politikalar ve sosyal devletin aşınmasıyla şekillenen “karanlık bir dönemden” geçtiğini ifade ederek:
“Ukrayna’da üçüncü yılına giren savaş, Gazze’de süregelen soykırım ve militarizmin güç kazanması, küresel barbarlığın artık istisna değil, bir norm haline geldiğini gösteriyor.” dedi.
Bu atmosferin yalnızca çatışma bölgelerini değil, dünya genelinde gelir dağılımını, çalışanların yaşam koşullarını ve demokratik yapıları doğrudan etkilediğini vurguladı.
“Kıbrıs’ın kuzeyinde yapısal bir çöküş yaşanıyor”
Erhalaç, Kıbrıs’ın kuzeyindeki ekonomik yapının uzun yıllardır dışa bağımlı, kırılgan ve döviz baskısına açık olduğuna dikkat çekerek TL’deki değer kaybının alım gücünü dramatik şekilde düşürdüğünü söyledi:
“Bu yaşananlar geçici bir dalgalanma değil; büyük ölçekte yapısal bir çöküştür.”
Öğretmenler, kamu çalışanları ve özel sektördeki emekçilerin temel ihtiyaçlarını karşılamakta zorlandığını belirten Erhalaç, kira, gıda, ulaşım ve enerji gibi kalemlerdeki artışın toplumun geniş kesimlerini kalıcı yoksullaşmaya ittiğini söyledi.
“Göç Yasası ve Sosyal Güvenlik Yasası eşitsizliği kurumsallaştırıyor”
Erhalaç, 47/2010 sayılı Göç Yasası ile 2008 Sosyal Güvenlik Yasası’nın kuşaklar arasında yapısal bir ayrım yaratarak eşitsizliği kurumsallaştırdığını ifade etti:
“Bu sistem, eşit işe eşit ücret ilkesini ortadan kaldırıyor, dayanışmayı zayıflatıyor ve genç öğretmenleri güvencesizliğe mahkûm ediyor.”
KTÖS’ün söz konusu yasal düzenlemelerin kaldırılmasını mücadelenin merkezine aldığını vurguladı.
Kamusal eğitimin zayıflaması toplumsal farkları derinleştiriyor
Okullardaki fiziki yetersizlikler, öğretmen açığı, nüfus artışının plansız yönetilmesi ve göçmen öğrencilerin yeterince desteklenmemesi gibi sorunların sınıfsal ve kültürel eşitsizlikleri büyüttüğünü söyleyen Erhalaç:
“Özel okulların güçlenmesi ve kamusal eğitimin geri düşmesi, eğitim yoluyla eşitsizliğin yeniden üretildiği bir süreç yaratıyor.” dedi.
“Demokratik temsilin zayıfladığı bir toplumda sosyal adalet güçlenemez”
Geçtiğimiz yıllarda hazırlanan ekonomik protokollerin kamu yönetimi üzerinde belirleyici hale geldiğini söyleyen Erhalaç, demokratik alanın daraldığını, sendikal hakların hedef alındığını ve karar alma süreçlerinin şeffaflıktan uzak olduğunu ifade etti.
“Kıbrıs Sorunu’nun çözümsüzlüğü ekonomik ve sosyal çöküşü derinleştiriyor”
Erhalaç, izolasyonlar, sınırlı pazar, düşük üretkenlik ve uluslararası hukuktan kopuk ekonomik yapının Kıbrıs’ın kuzeyinde hem bugünü hem de geleceği olumsuz etkilediğini belirterek:
“Federal çözüm, yalnızca siyasi bir tercih değil; ekonomik adaletin, demokratikleşmenin ve toplumsal barışın temel koşuludur.” diye konuştu.
KTÖS’ün mücadele hattı
Erhalaç, KTÖS’ün yalnızca talepler ortaya koymadığını, aynı zamanda topluma bütünlüklü bir vizyon sunduğunu belirterek sendikanın önceliklerini şöyle sıraladı:
Göç Yasası ve Sosyal Güvenlik Yasası’na karşı mücadele,
Kamusal eğitimi güçlendirecek bütçe politikaları,
Eşitlikçi sosyal güvenlik reformları,
Laik, bilimsel ve kapsayıcı eğitim anlayışının korunması,
Çocuk hakları ve toplumsal cinsiyet eşitliğinin sendikal çizgiye taşınması,
Ekonomik paketlere karşı toplumsal ittifaklar,
Barış perspektifinin toplumsal mücadeleyle birleştirilmesi.
“Çözüm, eşitlik ve demokrasi temelinde yeni bir paradigma ile mümkün”
Konuşmasını küresel krizlerin Kıbrıs’ın kuzeyindeki etkilerine dikkat çekerek sonlandıran Erhalaç:
“Yaşanan sorunlar yalnızca ekonomik değil; siyasal, toplumsal ve kültürel boyutları olan yapısal bir krizdir. Çözüm, kamusal hizmetlerin güçlendiği, gelir adaletinin sağlandığı, demokratik iradenin güçlendiği ve müzakere sürecinin yeniden canlandığı bir eşitlik paradigmasında mümkündür.” ifadelerini kullandı.
KTÖS’ün bu vizyon doğrultusunda mücadelesini sürdüreceğini belirterek, öğretmenlerin ve toplumun tüm kesimlerinin insanca yaşam talebinin sesi olmaya devam edeceklerini söyledi.






















